• Zor Ama Gerçek

    Zor Ama Gerçek

    03 Mart 2016
    Şehitsiz bir günümüz yok, üstelik her güne ortalama 2-3 şehit düşüyor.

     
    | Devamı
     

    Her gün 2-3 şehidin 2-3 eşinin, babasının, annesinin, evladının, kısacası ülkemin yüreğinin tam ortasına kor düşüyor. Yürekler yanıyor, o acıların tarifi yok. Öyle televizyon başında oturmakla, cenazeye katılmakla, cenazede görüneyim diye çelenk yaptırmakla, fotoğrafa girmek için ön safın önüne saf tutmakla o duyguyu hissedemezsiniz. O acıyı tatmak için yaşamak lazım. Ama gel görelim ki şehit olanlar ahirette ayrılan yerlere imrenileceğini de biliyoruz değil mi. Hatta onlar " Ne olur Allah’ım bizi tekrar dünyaya gönder, tekrar şehit olup huzuruna gelelim" diyeceklerini biliyoruz. Hatta her şehidin ahirette 10 yakınına ya da 10 kişiye şefaatçi olacağını biliyoruz değil mi? Böyle tarifi olmayan bir acının ahirette de tarifi olmayan bir karşılığının olduğunu biliyoruz. Öncesi çok zor ama sonrasının tarifi yok.

    Doğumlar sancılı oluyor, onun sancısını da yaşayan biliyor. Ama sonrasında da tarifi, anlatması mümkün olmayan, malını, mülkünü, varını, yoğunu, ömrünü, hayatını hatta canını bile verebileceğin bir emaneti Cenab-ı Allah insanoğluna lütfediyor. Öncesi çok zor ama sonrasının tarifi yok.

    Akşam oluyor, karanlık bastırıyor. Dışarıda hayat olmuyor. Uykular karanlık çöktüğünde geliyor. Dişin ağrısa, başın ağrısa, sabahın olması bekleniyor. Hatta öyle oluyor ki karanlık bastırdıkça bastırıyor. Zifiri karanlık diye boşuna dememişler. Karanlığın en yoğun olduğu işte o zifiri karanlığın ardından güneş kızıllığını, sarılığını, sonra da o dünyayı aydınlatan, parlaklığı ve ısısı ile hala keşfedilmemiş enerjisi ve parlaklığı ile dünyayı aydınlatıyor. Her zifiri karanlığın ardından sonra  apaydın bir günün geleceği herkesin malumudur. Öncesi çok zor ama sonrasının tarifi yok.

    Mesela hava; o kadar basit gibi görünür ki! Dünyadaki bilinen nesleri tartsanız belki en hafifidir. Ama ondan elde edilen enerji ile bugün kompresörler marifeti ile o lastik ustalarının el ile çevirdiği teker sökme anahtarlarını tarihe gömmüştür. Bugün Ünye gibi bir ilçedeki bindiğimiz araçların bile sayısını hiç birimiz bilemez iken dünyadaki bütün araçlardaki tekerlerin içindeki o basit diye bildiğimiz hava yürütüyor trafikte değil mi? Havada uçağın kanatlarının şekillenmesi ile o basit diye bildiğimiz hava, tonlarca yüke boşlukta yön veriyor ise düşünmemiz lazım değil mi? Öncesi çok zor ama sonrasının tarifi yok.

    Zulüm ile abad olanın sonu berbat olur. Bu hem ilahi, hem dünyanın bir kanunudur. Hem dünyada rahat olacaksın hem ahirette. Öyle bir dünya yok. Dünyada sıkıntı çeken, fakirlik ile imtihan olan, zulüm gören, engelli olan, akıldan eksikliği olana Cenab-ı Allah'ın ahirette imtihanın kolay olacağı ya da direkt yanına alacağını herkes tarafından malumudur değil mi? Tabii burada "Emri bil mağruf, nehyi anil münker" Allah-ın emrettiklerini yapmak, nehyettiklerinde ise kaçınılmasından sonra. Demek ki iki güzellik bir arada olmuyor. Dünyada rahat görenler ahireti için daha endişeli olmalı, dünyada sıkıntı çekenler ise daha çok şükür ve Allah'a bağlılığı devam etmeli o zaman. Tabii  "Emri bil mağruf, nehri anil münker" önşart. Öncesi çok zor ama sonrasının tarifi yok. 
    Özetle; Şehit ailelerinin dünyadaki acısının karşılığını misliyle alacağını biliyoruz. O sancılı doğumun sonrasında kucağımızdan hiç indirmediğimiz yavrularımızın sevgisinin nasıl olduğunu biliyoruz. Karanlığın en yoğun olduğu zifiri karanlığın ardından sıcaklığı ve aydınlığı ile dünyayı aydınlatan güneşin doğduğunu biliyoruz. En hafif olan havanın uçaklara yön verdiğini biliyoruz. O zaman dünyada sıkıntılı günlerin ardından çok güzel günlerin de geleceğine inanalım, inanmalıyız. Hele ki zulmeden zalimler mazlumun ahını alıyorlar ise daha da rahat olmalıyız. Vesselam…

    Kaynak :
    Bu Makale 1155 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin
Başlık: *
Yorum:
Güvenlik Kodu:
 


Haberleri RSS Beslemeleri ile takip edebilirsiniz.