• Vurun Kahpeye

    Vurun Kahpeye

    23 Şubat 2016
    Türk edebiyatının önemli yazarlarından birinin en önemli romanlarından biridir.

     
    | Devamı
     

    Birçok kez filmi çekilmiştir.

    Kurtuluş savaşı sırasında işgal altındaki bir köyde geçer olay. Sürü psikolojisiyle hareket eden bir grubun, masum ve vatansever bir bayan öğretmeni öldürmesi anlatılır.

    Birkaç kötü niyetli kişinin peşine takılan, nereye ve ne için gittiğini bilmeyen bir sürünün öyküsüdür.

    Duyduğumuz bazı şeyleri hiç incelemeden, araştırmadan, sorgulamadan doğru kabul ederiz, savunuruz.

    “Falanca öyle diyorsa doğrudur” ilkesinden hareketle; “asılması gereken birisi varsa asarız, kesilmesi gereken biri varsa da keseriz” anlayışı.

    Deniz Ateş Bitnel

    20 Şubat Pazar günü, Spor Toto Süper Lig’de Galatasaray ile Trabzonspor arasında bir karşılaşma vardı.

    Gerçek bir hakem faciası yaşandı.

    Her iki takım aleyhine de verdiği yanlış veya akıl almaz kararlarla hakem karşılaşmanın odağı oldu. 

    Sonunda da asılması gerektiğine inanıldı ve şu anda tüm medyada asılması sürdürülüyor.

    Sokakta karşılaştığımız, bırakın bu maçı, hayatında hiç futbol maçı izlememiş kişi de o hakemin yanlışlarını sayıyor.

    Hakemin çaldığı bütün düdüklerin hatalı olduğunu söylüyor.

    Karşılaşmayı izlemeyenler için, eleştirilen hakem kararlarına bir göz atalım. 

    Yapılan eleştirilerin doğru olup olmadığını anlamak için futbol hakemi olmaya hiç de gerek yoktur.

    1- Trabzonspor lehine verilen penaltının uzaktan yakından penaltıyla ilgisi yoktu. Bu Trabzonspor lehine verilmiş bir karardı. Hakem hatalıydı.

    2- Hakemin, bir pozisyonda yanlış düdük çalması üzerine bir oyuncu hakemin karşısına dikiliyor ve ısrarla itiraz şovu sergiliyor.  Görüntüde hakemin sesleri işitilmiyor ama el-kol hareketlerinden oyuncuyu uyardığını, bu itirazında ısrar ederse kendisini cezalandırmak zorunda kalacağını dile getirdiğini anlıyoruz. Sağ elini havaya kaldırarak kart göstereceği uyarısını yaptıktan sonra dönüp giderken birden geri dönüp elini cebine atıyor ve sarı kartı çıkarıyor. Bu arada görüntüde, oyuncunun ağız hareketlerinden bir şeyler söylediğini de görüyoruz. Bu sırada sarf ettiği sözlerin kartla cezalandırılması gerektiğini yönetmelik söylüyor. O da gereğini yapıyor herhalde. Bu da mı yanlış?

    Aynı oyuncunun, oyun gereği yaptığı bir hareketi, aynı hakem yanlış değerlendiriyor ve bir faul veriyor. Aslında faulle uzaktan yakından ilgisi olmayan bu hareketi yanlış değerlendirerek, yönetmelik gereği sarı kartla cezalandıran hakem, ikinci sarı karttan kırmıza karta başvuruyor. Elbette affedilmez bir hakem hatası bu.

    Ancak yukarıda anlattığımız itiraz hareketiyle birinci sarı kartı görmese bu oyuncu, ilk sarı kartı olacağı için oyuna devem edecekti. Burada oyuncunun hiç mi kusuru yok?

    3- Gene, hakemin kabul edilemeyecek bir penaltı kararı sonrası, koşa koşa hakeme gelip göğsüyle darbe vuran oyuncunun da cezası, yönetmelik gereği, doğrudan kırmızı karttır. Bu oyuncunun hakeme bu hareketi yapması haklı görülebilir mi? 

    (Oyuncuların bu tür hareketlerini bir isyan olarak değerlendiren ve kendini tutamayıp bir anlık öfkenin sonucu yaptığını, bu nedenle de hoş görülmesi gerektiğini düşünenlere kesinlikle katılmak mümkün değildir.
    Eğer öyle olsa; işlemediği bir suç nedeniyle 20 yıl gibi hapis cezasına çarptırılan Ergenekon ve Balyoz davası (sözde) sanıklarının, karardan sonra yargıçların üzerine yürüyüp, linç etmeye kalkışmaları gerekmez miydi?)

    4- Bir başka oyuncunun, öndeki oyuncular arasından eğilerek geçip, hakemin sağ elindeki kırmızı kartı kapıp hakeme gösterirken, sol kolunu da yukarı kaldırıp hakemi oyundan atma hareketi de tartışmasız kırmızı kartı gerektirmez mi?

    Hakemin tüm kararları yanlıştı diyenleri hadi hoş görelim de; hakeme kımızı kart gösteren oyuncuyu, tüm zamanların kahraman futbolcusu gibi gösteren medya kuruluşlarına, daha da vahimi, şampiyonluk yaşamış bir futbol kulübünün, kendisini Anadolu kahramanı gibi bir sıfatla taçlandırmasına ne demeli?

    Çok uzun zaman geçmesini beklemeyelim; önümüzdeki günlerde yeşil sahalarda, hakemin elindeki kırmızı kartı kapıp havaya kaldırarak hakemi oyundan atma şeklinde bir salgın hastalık başlarsa hiç şaşırmayacağız. Çünkü küçükler veya gençler büyüklerine öykünürler ve onları taklit ederek onlar gibi olmak isterler.

     Uzun sözün kısası; Deniz Ateş Bitnel futbol hakemliğini bırakmalı, hatta bu da yetmez, aktif futbolla da vedalaşmalı. “Herkes bildiği işi yapsın” anlayışı bunu gerektirir. Çünkü bu maçta yaptığı hatalar, futbolu meslek olarak benimseyen bir kişinin yapabileceği hatalar değildi. 

    Ama bu arada “vurun kahpeye” anlayışıyla linç edilmesinin de çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Yapılan her hatanın bir bedeli olacaktır. O da bu bedeli ödeyecektir.

    NOT: Bu değerlendirmeler; hakemin taraflı davranmış olabileceği hiç düşünülmeden, bu kararları kasıtlı olarak vermediği, yalnızca beceriksizliğinden veya yanlış açıdan bakmasının sonucu olduğu var sayılarak yapılmıştır.

    Kaynak :
    Bu Makale 741 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin
Başlık: *
Yorum:
Güvenlik Kodu:
 


Haberleri RSS Beslemeleri ile takip edebilirsiniz.