• Denize Atılan İyilik

    Denize Atılan İyilik

    02 Aralık 2015
    Hüseyin Efe, sabahın erken saatinde evden çıkıp okul yoluna düştü.

     
    | Devamı
     

    Bir yandan elindeki ekmeği yemeğe çalışıyor, bir yandan da uykuya doyamamış gözleriyle çevresini süzüyordu. Çöpten taşanları karıştıran bir kediyle göz göze geldiler. Kedi ondan ürkmedi, korkmadı; öyle donmuş gözlerle baktı. Hüseyin Efe gözlerini ondan ayıramadı. Bir deri bir kemik kalan kedicik soğukta tir tir titriyordu. Elindeki ekmekten kopardığı irice bir parçayı usulca çöplerin kıyısına bıraktı. Kedi koklama ihtiyacı hissetmeden simide yumuldu. "Afiyet olsun!" diyerek yoluna devam etti. 

    Nasıl olduysa annesi bu sabah uyuyakalmış, sabah namazına kalkamamıştı. Bekir de okula geç kalmamak için sıcacık bir kahvaltı yerine ekmekle yetinmek zorunda kalmıştı. Bugün her şey ters gider artık; babası akşama kadar sinek avlar, annesinin yemeği yanar, günün bereketi kaçardı. Annesi sabah namazının önemini anlatırken böyle derdi. Bu sebeple evden çıkarken daha bir içten "Bismillah!" demişti.

    Sokaklarından ana caddeye çıktı. Köşedeki amca, simitlerini henüz camekânına dizmemişti. Fırından gelen simit kutusunu felçli elinden de destek alarak açmaya çalışıyordu. Bir elle bu işi yapması bayağı zamanını alacaktı. Yanına kadar sokulan Hüseyin Efe'nin farkına "Kolay gelsin amca." deyince vardı. Hüseyin Efe teklifsizce kutunun bir ucundan tuttu. Açmasına yardım etti. Açılan kutudan ortalığa burcu burcu simit kokusu yayıldı. Amca, o tek elinin alışılmış mahareti ile simitleri camekâna yerleştirmeye koyuldu. Sıcacık simitler camekânın dört bir yanını ince bir buğu ile kapladı.

    Hüseyin Efe, hayırlı işler dileyip ayrılırken adam bir simit sardı. "Afiyet olsun!" diyerek uzattı. Hüseyin Efe'nin önce eli, sonra gönlü ısındı. Teşekkür ederek hızlı adımlarla okul yoluna koyuldu. İyice geç kalacağından endişeleniyordu. 

    Okula bir sokak kala sınıf arkadaşı Kerem Özgen ile karşılaştı. Kerem Özgen de okula geç kalma korkusuyla hızlı adımlarla ilerliyordu. İki arkadaş selamlaştılar. Köşeyi dönünce bütün cıvıltısıyla okul çıktı karşılarına. Zilin çalmamış olmasına sevindiler. Hüseyin Efe elindeki simidi ikiye böldü. Yarısını arkadaşına uzattı. Yemeye başladılar. Simidin tadı ikiye katlandı.

    Hüseyin Efe, evden geç çıkmasına, yolda bu kadar eğleşmesine rağmen okula geldiğinde hâlâ zilin çalmamış olmasına şaşırdı. 

    İlk dersleri Hayat Bilgisiydi. Konu "Yardımlaşma ve Dayanışmaydı. Yardımlaşmanın, iyilik yapmanın bir toplum için önemini vurguladı öğretmeni. Dersin sonuna doğru yaptıkları bir iyiliği anlatmalarını istedi. Kimi yaşlı bir teyzeyi caddede karşıya geçirmişti kimi dilenciye sadaka vermişti kimi de balkona kuşlar için ekmek koymuştu…

    Hüseyin Efe, bugüne kadar yaptığı büyük küçük bütün iyilikleri denize atmıştı. Düşündü, düşündü…

    Hafızasını zorladı. Denizin derinliklerine daldı. Anlatacak bir iyilik bulamadı. Hüseyin Efe'nin sustuğunu gören öğretmeni:

    – Ya sen Hüseyin Efe, dedi, sen hiç iyilik yapmadın mı? 

        Hüseyin Efe biraz mahcup:

    – Hatırlamıyorum öğretmenim, dedi. 

    Kaynak :
    Bu Makale 577 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin
Başlık: *
Yorum:
Güvenlik Kodu:
 


Haberleri RSS Beslemeleri ile takip edebilirsiniz.