• Ağız İshali

    Ağız İshali

    06 Nisan 2016
    “İshal” sözcüğünü sözlükler; “olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma” şeklinde tanımlıyor.

     
    | Devamı
     

    Buna bağlı olarak, halk arasında sıklıkla kullanılan “ağız ishali” deyimini de; “olağandan daha çok, daha sık ve gereksiz konuşma” şeklinde açıklayabiliriz.

    Bazı kişiler vardır; sürekli konuşmak ister. Konuşmak için eline geçen her türlü fırsatı değerlendirir. Bir toplulukta konuşurken, birinin kendisini dinlemediğini gördüğünde diğerine, o da dinlemezse bir başkasına dönerek konuşmasını sürdürmeye çalışır. En sonunda dinleyen biri kalmazsa da boşluğa doğru konuşmaya devam eder. Kendi kendine de konuştuğu olur.

    Bunun bir hastalık olduğu kesindir de, tedavisi var mıdır bilmiyorum. 
    Bizim cumhurbaşkanımızın da bu hastalığa yakalanmış olduğu rahatlıkla söylenebilir. Çünkü sürekli konuşmak gibi bir eğilimi var.

    Başbakan olduğu zamanlar televizyonlarda çok sık boy göstermesi pek o kadar yadırganmıyordu. Ancak şu anda bulunduğu makam, bazı konularda konuşmasını sakıncalı, hatta yasak kılmasına rağmen hiç susmuyor, başbakanlık günlerindeki alışkanlığını sürdürüyor. 

    Belki de başkanlık günlerinin alıştırmasını yapıyor.

    Ama bu arada, bırakın bir cumhurbaşkanının, başbakanın konuşmaması gereken basit konularda bile açıklama yapıyor. 

    İspanya’da PSV Eindhoven taraftarlarının Suriyeli sığınmacıları küçük düşüren eylemlerini öyle bir eleştiriyor ki, bu hareket sanki Türkiye Cumhuriyeti’nin temeline, ilkelerine ve varlığına karşı yapılmış gibi, verip veriştiriyor bu olayın kahramanlarına.

    FB-GS derbisinin ileri bir tarihe ertelenmesine ilişkin açıklama yapıyor. Sanırsınız; spordan sorumlu devlet bakanı, ya da birileri bu erteleme ile ilgili cumhurbaşkanlığı makamının yapacağı açıklamayı merakla bekliyor.
    Birileri bir mahkemeyi izlemeye gitmişler, “Siz kimsiniz ya? Sizin ne işiniz var ya? Diplomasinin de bir adabı var” şeklinde fırça çekiyor yabancı diplomatlara.

    Bu arada hiç de kabul edilemeyecek hatalar yapıyor, potlar kırıyor.
     Ankara’nın göbeğinde bomba patlamış, onlarca insan ölmüş, bir cumhurbaşkanı çıkıp, hem de gülümseyerek; “Biz yolumuza aynen devam edeceğiz.' Ferhat Göçer kardeşimizi dinleyecektik, onu bir başka zaman da dinleriz " diyebilir mi?

    Biz uzaklardan bir hastalığın varlığını, uzmanı olmamamıza rağmen, fark edebiliyoruz da, dizinin dibinden ayrılmayan onlarca danışmandan biri bu durumu kendisine, kelleyi koltuğa alarak da olsa, açıklamak cesaretini gösteremiyor mu acaba?

    Bazı hastalıkları gördüğümüzde “Allah şifa versin” dileğinde bulunuruz da; bu hastalığın şifası yoktur herhalde. Hele ki tedavi yoluna gidilmezse artarak devam edecektir. 

    Bereket; öldürücü özelliği yoktur, ama bulaşıcı olmadığını söyleyemeyiz.
    Bu da gelecek kuşaklara kötü örnek olabileceği anlamına gelmektedir.
    Zaten şu andaki başbakanımızın, ileride bu cumhurbaşkanımızdan kalacak boşluğu (ne zaman kalacaksa bu boşluk) doldurmaya aday olduğu gözlerden kaçmamaktadır.

    Çocuklarınıza kötü örnek olmaması için alacağınız önlemlere de siz karar verin… 

    Kaynak :
    Bu Makale 523 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin
Başlık: *
Yorum:
Güvenlik Kodu:
 


Haberleri RSS Beslemeleri ile takip edebilirsiniz.